Akıcı İngilizce Konuşmakta Neden Zorlanıyoruz?

Neden Akıcı İngilizce Konuşamıyoruz

Eğer bir süredir İngilizce öğreniyor ve hala akıcı İngilizce konuşmakta zorlanıyorsanız size bir iyi bir de kötü haberim var.

Kötü haber, belli bir noktadan sonra daha fazla İngilizce öğrenmek daha akıcı İngilizce konuşabileceğiniz anlamına gelmiyor. Yani en az orta seviyede İngilizce bilmenize rağmen hala İngilizce konuşurken kendinizi rahat hissetmiyorsanız daha fazla öğrendiğinizde de muhtemelen hayatınızda çok bir şey değişmeyecek.

İyi haberse, bugüne kadar öğrendiğiniz İngilizceyle, eğer isterseniz şu andakinden çok daha rahat ve akıcı İngilizce konuşabilirsiniz. Elbette daha fazla İngilizce öğrenmeye devam edebilirsiniz, ancak bunun daha akıcı İngilizce konuşmanıza çok bir faydası olmayacak. Çünkü İngilizceyi “öğrenmekle” konuşmak arasındaki bağlantı tahmin ettiğinizden daha zayıf. Şimdi bunun ne demek olduğuna yakından bakalım.

İngilizceyi “öğrenmekle” konuşmak arasındaki bağlantı tahmin ettiğinizden daha zayıf.

Çocukluğunuzu hatırlıyor musunuz?

Başka birçok alanda olduğu gibi, İngilizce’de de, öğrenmekle, öğrendiğinizi hayata geçirmek arasında aşılması gereken bazı güçlükler var. Bu güçlüklerin neler olduğunu ve nasıl aşabileceğinizi aşağıda anlatacağım.

Şimdi biraz eskiye gidelim. Çocukluğunuzu düşünün. Çocukken anadilinizi nasıl konuşmaya başladığınızı hatırlıyor musunuz? Konuşmaya başlamadan önce yeterince dilbilgisi öğrenmiş miydiniz, iyi bir dil eğitimi almış mıydınız? Çocukken anadilinizi mükemmel bir şekilde konuşabiliyor muydunuz?

Şu anda anadilinizi mükemmel konuşabiliyor musunuz? Anadilinizde bir dilbilgisi sınavına girseniz mesela, 100 üzerinden kaç alırsınız? Zarf, zamir, edat, tümleç, hadi hatırlayın bakalım.

Ve asıl soru, okulda dilbilgisi öğrendikten sonra anadilinizi daha mı iyi konuşmaya başladınız? Mesela "Ali topu tut.” kalıbını öğrenmeden önce Türkçe konuşmakta zorlanıyor muydunuz?

Siz de çok iyi biliyorsunuz ki, çocukluğunuzda da tıpkı bugün olduğu gibi derdinizi pekala anlatabiliyordunuz. Bugün her birimizin dilbilgisi seviyesi farklı olsa da, toplum içinde birbirimizi gayet iyi anlayabiliyoruz, öyle değil mi?

Peki o zaman iş İngilizce konuşmaya geldi mi -çoğu zaman gramerini de “bildiğimiz” halde- neden anlıyoruz ama bir türlü rahatça konuşamıyoruz? Neden İngilizce konuşacağımız zaman zorlanıp sıkılıyoruz, sürekli bir yerlerde takılıyoruz?

Hemen söyleyeyim.

İngilizce konuşurken zorlanmanızın iki önemli nedeni var:

Birincisi aldığınız İngilizce eğitimi çoğunlukla gramer odaklı oluyor. Gramer bir dilin matematiğidir. Elbette bilmek gerekir. Ancak konuşurken sürekli matematik problemi çözmeye çalışmak pek kolay olmaz, öyle değil mi? Örneğin size 3450 x 495 = kaç diye sorsam, nasıl ki hesaplamadan sonucu söyleyemezseniz, gramer ağırlıklı dil öğrendiğinizde de düşünmeden konuşamazsınız. Bu da doğal olarak sizi strese sokar, yavaşlatır. Önceliğiniz konuşmaksa, eğitimde de öncelik konuşmakta olmalıdır. Özetle sadece gramer öğrenerek akıcı İngilizce konuşamazsınız.

"Günlük faaliyetlerimizin %95’i bilinçdışı zihnimiz tarafından yönetiliyor."

İngilizce konuşurken zorlanmanızın ikinci nedeni bilinçaltınızla ilgili. Beynimizin bilinçaltı ya da bilinçdışı olarak adlandırdığımız bölümünün hayatımız üzerindeki etkisi sandığımızdan çok daha fazla. Günlük faaliyetlerimizin %95’i bilinçdışı zihnimiz tarafından yönetiliyor. Tekrar edeyim, %95.

Üzerinde düşünmeden otomatik olarak yaptığınız her şey bilinçaltının yönetiminde.

Örneğin yürümek. Nasıl yürüyebildiğinizi hiç düşündünüz mü? Nasıl adım attığınızı, iki ayağınızın üzerinde nasıl dengede durabildiğinizi? Bilinçli olarak yapmaya kalksanız dünyanın en zor işi. Ancak bilinçaltınız bunu kusursuz bir şekilde hallediyor, öyle değil mi? Tıpkı bisiklete binmek gibi. Eğer bisiklet sürebiliyorsanız ilk öğrendiğiniz zamanları hatırlayın. Dengede durmanın ne kadar zor olduğu zamanları. Sonra bir şekilde öğrendiniz ve şu anda hiçbir çaba harcamadan ve belki de nasıl olduğunu bile anlamadan dengenizi sağlayabiliyorsunuz. Çünkü artık o işi de bilinçaltınız hallediyor, otomatik olarak.

Aynı anda hem konuşup hem de kahve içebilir misiniz?

Peki ya konuşmak? Onca sesi anlamlı kelimeler oluşturacak şekilde bir araya getirerek kendinizi nasıl ifade edebildiğinizi bir düşünün.

Aynı anda kahve bile içebiliyorsunuz üstelik. Bütün bunları bilinçli zihninizle her şeyi kontrol ederek yaptığınızı hayal etsenize. Önce ne söyleyeceğinizi planlıyorsunuz, sonra bunu ifade edebilmek için hangi kelimeleri kullanacağınızı belirliyorsunuz ve o kelimeleri söyleyebilmek için hangi sesleri çıkarmanız gerektiğini hesaplıyorsunuz. Tabii bu sadece bir kelime için. Sonra bir de kahve meselesi var. Sohbet sırasında bir taraftan konuşmaya çalışırken bir taraftan da kahveyi içebilmek için önce bardağı tutmanız gerekiyor. Bunun için de elinizi fincana uzatmalısınız, peki hangi açıyla? Karmaşık bir hesaplama yaptıktan sonra kahve fincanını kaldırıp dudaklarınıza götürebilirsiniz. Tabii tam olarak dökmeden içebilmeniz için yine son derece karmaşık bir takım hesaplamalar yapmak durumundasınız.

Günlük yaşamımızın tamamını gerçekten bilinçli zihnimizle yönetmek zorunda kalksaydık işler pek de kolay olmayacaktı, öyle değil mi?

İşte tam da bu nedenle akıcı İngilizce konuşmakta da zorlanıyoruz. Çünkü İngilizceyi bilinçli zihnimizle konuşmaya çalışıyoruz. Yani düşünerek, planlayarak, kontrol etmeye çalışarak.

Öğrendiğimiz dilbilgisiyle matematik formülleri oluşturur gibi hesaplamalar yapıyor ve hesapların sonuçlarını ifade etmeye çabalıyoruz.

“Will miydi, shall miydi, was mıydı, were müydü” gibi bir sürü hesap kitap. Bütün bunları da elbette son derece yavaş bir şekilde yapabiliyoruz. Çünkü dil bir matematik dersi değildir. Matematik gibi öğrenilmez. Dil bir iletişim aracıdır. İletişim doğaldır, hızlıdır, spontanedir.

Günlük hayatın akışında bir başkasıyla iletişim halindeyken böylesi bir yavaşlık doğal olarak sizi gerer, strese sokar. Konuşmak sizin için daha da zor ve komplike bir hal almaya başlar ve daha çok düşünür daha da yavaşlarsınız. Sonuç olarak bu tür iletişim ortamlarından kaçınmaya, uzak durmaya başlarsınız.

Bu şekilde hızlı, rahat ve akıcı bir şekilde İngilizce konuşabilmeniz mümkün olabilir mi?

Ancak bunu değiştirebilirsiniz. Nasıl mı?

Bugüne kadar gramer ağırlıklı bir İngilizce eğitimi aldınız. Belirli bir düzeyde İngilizce biliyorsunuz. Ancak bu bilgi adeta matematik formülleri gibi. İyi haber öğrendiğiniz tüm bilgiler bilinçaltınızda kayıtlı. Kötü haberse bilinçaltınızın bu bilgileri nasıl kaydettiğinle ilgili.

Gramer ağırlıklı bir eğitim aldığınızda bilinçaltınız öğrendiğiniz bilgileri belirli ve kesin bir düzende kullanılabilecek bilgiler şeklinde kaydeder. Tıpkı matematik öğrenirken olduğu gibi.

Matematikte 3450 x 495 işleminin tek kesin bir sonucu vardır ve bu sonuca ulaşmak için sizin bir çarpma işlemi yapmanız gerekir. Bunun dışına çıkamazsınız. Bilinçaltına ne verirseniz onu alır. Gramer ağırlıklı bir İngilizce eğitimi sonucunda bilinçaltınız İngilizceyi matematik gibi öğrenir ve bu şekilde kullanmaya çalışır; yani hata yapmadan, belirli ve kesin bir düzende.

Ancak günlük hayatta söz konusu iletişimse, hiç de böyle katı formüllere ihtiyacınız yok. Söylemek istediklerinizi ifade edebilmenizin neredeyse sınırsız yolu var. Ve ne mutlu ki, bunun için mükemmel olmak zorunda da değilsiniz. Aynen birçoğumuzun anadilimizi de mükemmel şekilde konuşmadığı ya da konuşmak zorunda olmadığı gibi (yeri gelmişken Korkusuzca İngilizce Konuşun yazısındaki videoya da bir göz atmanızı öneririm).

Örneğin İngilizce "yarın sinemaya gideceğim” demek istiyorsunuz. Derdiniz bunu ifade etmekse eğer, günlük iletişim dili içinde bunu karşınızdakine ne şekilde söylerseniz söyleyin bir şekilde anlatabilirsiniz. Örneğin en kötü ihtimalle “I, tomorrow, cinema” derseniz, belki mükemmel bir İngilizce konuşmamış olursunuz ama demek istediğiniz şeyi karşınızdaki rahatlıkla anlar.

Akıcı İngilizce konuşabilmek için öncelikle mükemmeliyetçilikten kurtulmalı ve kendinize hata yapma özgürlüğünü tanımalısınız.

Zaman içinde bu tür zihinsel blokajlarınız ortadan kalktıkça o güne kadar öğrendiğiniz doğru gramer bilgilerini de daha rahat kullanmaya başlarsınız.

Peki nasıl olacak bu iş?

Hayal edin, eğer hiç hata yapma korkunuz olmasaydı İngilizce’yi nasıl konuşurdunuz?

Şimdi biraz okumaya ara verin ve gözlerinizi kapayıp sadece hayal edin. Eğer hiç hata yapma korkusu duymasaydınız, kendinizi mükemmel olmak zorunda hissetmeseydiniz, birilerinin sizi eleştireceğinden endişelenmeseydiniz nasıl bir insan olurdunuz, İngilizceyi nasıl konuşurdunuz? Evet, şimdi gözlerinizi kapayıp hayal edebilirsiniz. Sadece 30 saniye yapsanız bile yeter.

Yukarıda bahsettim, bilinçaltınıza ne verirseniz onu alır. Neyi nasıl öğrendiyse daha sonra onu o şekilde otomatikleştirir. Bilinçaltınız aslında bunu hayatınızı kolaylaştırmak ve hızlandırmak için yapar. Ama öğrendiği kadarıyla. Eğer yanlış öğrendiyse işler hiç de öyle beklendiği gibi gitmez.

Bilinçaltınıza, bugüne kadar öğrendiğiniz dil bilgisini matematik kurallarına uyar gibi kesin ve mükemmel bir şekilde konuşmak zorunda olmadığınızı öğretebilirseniz, pekala şu anda bildiğiniz kadar İngilizceyle çok daha rahat ve akıcı bir şekilde İngilizce konuşmaya başlayabilirsiniz.

Matematik problemi çözmeye uğraşmadan, doğru yanlış kaygısı taşımadan ve mükemmel konuşmak zorunda olmadan bildiğiniz kadar İngilizceyle rahat ve akıcı bir şekilde konuşabilirsiniz.

Hipnolingo’nun yaptığı şey tam da bu!

Bilinçaltınızda İngilizce konuşmakla ilgili bugüne kadar oluşmuş bütün olumsuz blokajları temizleyip, yeniden oluşturarak, sizi akıcı İngilizce konuşma konusunda rahatlatmak, motive etmek ve beyninizdeki yabancı dil konuşma bölümlerini aktive etmek.

Yani kısaca bilinçaltınızı yeniden programlamak!

Hipnolingo, özel olarak seçilmiş müzikler içerisine, 15 Khz’in altında, insan kulağının duyamayacağı şekilde yerleştirilmiş etkili olumlama telkinlerinden oluşan kayıtlardır. Düzenli olarak dinlediğinizde çok daha rahat ve akıcı İngilizce konuşmaya başlarsınız.

Eğer siz de akıcı İngilizce konuşma konusunda sorun yaşıyorsanız tek yapmanız gereken Hipnolingo bilinçaltı telkin kayıtlarını dinlemek. Gerisi kendiliğinden gelecektir.

Ve bunu bir seferliğine aylık kahve parasından çok daha ucuza halleder, yaşam boyu yararlanırsınız.

 

Bilinçaltınızı programlayarak rahat ve akıcı İngilizce konuşun!

 

Tagged under: